Tek parti rejimine giden yol!

Ali Emir Pakkan

 

Menemen’de Kubilay’ın şehit edilmesi Nakşiler’e mal edildi. Ülke çapında binlerce masum insan tutuklandı! Katilin bir esrarkeş olduğu ise yıllar sonra ortaya çıktı…Bakalım hikaye tanıdık gelecek mi?

1923’te Cumhuriyet kurulmuş, devrimler ilan edilmiş. Şapka kanunu çıkmış. Tekkeler ve zaviyeler kapalı. Tek parti, her şeye hakim. Ankara’dan habersiz yaprak kıpırdayamaz, o derece.

Ancak halkta rahatsızlıklar var, ekonomi kötü, devrimler sorgulanıyor. M. Kemal’in izni ile kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’na teveccüh Halk Partisi’ni rahatsız etmiş. Bir emirle parti kapatılmış. Ama tartışmalar sürüyor.

İşte bu şartlar içinde 23 Aralık 1930’da Menemen’de bir grup, “şeriatı kurmaya geldik” diye ortaya çıkıyor! Kendilerini engellemek isteyen genç subay Mustafa Fehmi Kubilay ve iki bekçiyi hunharca katl ediyorlar.”Şeriat isteriz diye ayaklandılar”, “Maktul Derviş Mehmet Nakşibendi şeyhidir” 25 aralık 1930 tarihli Cumhuriyet olayları manşetten böyle duyuruyor. Gündem bir anda değişiyor.

Menemen olayı, zordaki Halk Parti için, “Allahın bir lutfu ” oluyor! Tek parti, bu olayı kullanarak, iktidarını pekiştiriyor, muhalefeti sindiriyor… Cinayetler, Nakşilere mal edilerek ülke çapında tutuklamalara gidiliyor. Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması gündemden düşüyor. Tek parti iktidarı 1946’ya kadar sürüyor.

7 kişi, koca cumhuriyeti nasıl yıkabilir? O ana kadar İslami hareketlere göz açtırmayan devlet, bu ‘din kisveli’ adamlara neden müdahale etmedi? Nakşiler ile sarhoş ve esrarkeşlerin ne ilgisi var? Kimse o gün bu ve benzer soruları sormuyor. Özel kurulan askeri mahkeme de gerçeklerin peşine düşmüyor. Zaten sözde ayaklanmanın ‘bir numarası’, Derviş Mehmet, olay yerinde jandarma tarafından öldürülüyor. Sağ ele geçse belki kimlerle ilişki içinde olduğu aydınlanacak!

Nitekim sonra ortaya çıktı ki; “derviş” Mehmet, yönlendirmeye açık, meczubun birisidir. Genelkurmay arşivlerindeki bazı belgeler de Giritli Mehmet’in esrarkeş olduğunu ispatlıyor. Mahkeme tutanaklarına göre; olay günü grup, çifter çifter esrar kullanıp, sarhoş kafayla meydana çıkıyor!

Dahası ihmaller ve bazı gelişmeler olayın bir “kurgu’ olduğu şüphesini artırıyor; Ağustos’ta istihbarat var ama tedbir alınmıyor. Olayı bastırmak için bir yedek subay olan Kubilay görevlendiriliyor. Kendisinde silah, takımında mermi yok! Jandarma komutanı hükümet konağında olaylara seyirci kalıyor. Nakşiler ile ilgili fişlemeler önceden yapılmış, bir gecede onlarca kişi evlerinden alınıyor, bazı gazetelerde Erbili Hocaefendi ile ilgili yalan haberler çıkıyor. Büyük alime “İngiliz casusu” iftirası atılıyor.

Kubilay’ın göz göre öldürülmesinden sonra hükümet, birden sertleşiyor. “Menemen, Cumhuriyet devrimlerini içine sindiremeyen Nakşibendi Tarikatı tertibi” olarak görülüyor. Menemen ve iki ili kapsayan Sıkıyönetim ilan ediliyor. Olayla ilgili ilgisiz, birbirinden habersiz 2200 insan gözaltına alınıyor. Ülkenin dört bir yanından din alimleri ve hocalar birer “şaki ” gibi tutuklanıyor. 84 yaşındaki Nakşi lideri Esat Erbili hocaefendi, İstanbul’da derdest edilip, Menemen’e getiriliyor. Sözde mahkemede 606 kişi yargılanıyor, 38 kişi idam cezasına çarptırılıyor. Erbili’nin oğlu idam ediliyor.

“Tekkeleri yakın”

Tek partinin sertleşmesi ve ülke çapında cadı avına gidilmesinin ardında
İstanbul’da Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan olağanüstü bir toplantıda alınan kararlar yatıyor. Başbakan İsmet İnönü ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın da hazır bulunduğu zirvede olayın adı ‘ayaklanma’ olarak konuyor. Muhalif hareketlere ve basına karşı sert tedbirler alınması kararlaştırılıyor. Bir kaç esrarkeşin işlediği cinayetten dolayı bütün Menemen halkı ve Nakşilerin cezalandırılması isteniyor.
Özel Mahkeme göstermeliktir artık…Toplantıya katılan Fahrettin Altay’ın notlarından o zirvede alınan kararları okuyalım:

“Bazı gazeteler Hükümet, korkulacak bir şey değildir, fikrini vermiş ve körüklemişlerdir. Onların cesaretini takviye eden avamilden bu gazete mesul müdürleri Divanı harbe gelmelidir. Gazetecilik yapanlara hürriyet-i matbuatın böyle olmadığı divanı harpte sorguya çekilmekle anlatılmalıdır.

Nakşibendi teşekkülü siyasidir, bütün isyanlar bunun hareketi ile başlamıştır. Eski ihtilallerde öne düşen şeyhler hep Nakşibendi’dir. Bu malumatla Divanıharp bu isyanı yapan bu tarikatın siyasi olduğunu ve tekkeler kapandıktan sonra faaliyetlerinin bir irtica hareketi olduğunu tespit eder, şeyhleri mevkufen mahkemeye almalıdır.

Şimdiye kadar malum olan siyasi halleri( bazı hocaların) bu meseleyle alakadar olduklarına delil-i kafidir.

Tekkeler ya mektep yapılmalı yahut yakılmalı. Bunlarla irtibatı olan diğer şahıslar da etraftan celp edilmelidir.

Hiçbir yerde Kutup ve Kutbül Ektap bırakılmamalıdır !

Alakası tebarüz edenler tecziye olunacaktır, kesif muhitler dağıtılarak temizlenecektir.

Kadın mensuplar mühimdir, müsamaha olunmamalıdır. ”

Bugünlerde 15 Temmuz darbe girişimi ve aslında faili belli bazı cinayetler hizmet hareketine mal edilmek isteniyor. Bebekli kadınların, 80’lik ihtiyarların darbe ile ne ilgisi olabilir? Bir gün bu şüpheli olaylarla ilgili soruların cevaplarını da bütün açıklığı ile öğreneceğiz ama bildiğimiz;
Menemen bahane edilerek sağlamlaştırılan tek parti rejimi, aynı kirli yöntemle bir daha kurulmak isteniyor!

Reklamlar

Yazar: serbestgazeteci

Merhaba, Mesleğe muhabir olarak başladım. Çalıştığım gazete ve dergide idari görevlerim olsa da muhabirlikten kopmadım. Şimdi hiç bir yere bağlı değilim. Siyaset ve yakın tarih ilgi alanım. Dilerim bu satırlarla, tarihe tanıklık görevimi yerine getirmiş olurum…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s