Özal’ın tam tersi yoldayız!

 

Demokrasi çok uzak…
1946 seçim faciasının tekrarı yaşandı! Şaibeli referandumla Türkiye, tek partili sisteme döndü!

 

Ali Emir Pakkan 17 Nisan 2017

Bundan tam 24 yıl önce görevi başında vefat eden Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ( 17 Nisan 1993) demokrasi tarihimizdeki en önemli devlet adamlarından biriydi. Hayatı boyunca düşünce, inanç ve teşebbüs özgürlüğünü savunmuş, devrim gibi icraatlara imza atmıştı. Düşünce özgürlüğünü sınırlayan TCK’daki 141, 142 ve 163. maddelerinin kaldırılması onlardan sadece biriydi. Bugünkü sulh ceza hâkimlikleri gibi proje mahkemesi olan Yassıada Mahkemeleri’nin idam ettiği Adnan Menderes ve iki bakan için anıt mezar yaptırdı. Naaşlarını devlet töreni ile İstanbul’a naklettirdi. Yasaklara ve tabulara savaş açtı. Farklılıkları zenginlik olarak görüyordu. Derin yapıların planlarını boşa çıkardı.

Bugün Türkiye, Batı standartlarına yaklaşan bir ülke ise, bütün bu gelişmelerin altyapısında Özal’ın imzası bulunuyor. Özel televizyon yayınları onun döneminde başladı. AHİM’e kişisel başvuru hakkı tanındı. TBMM’de İnsan Hakları Komisyonu kurdu. BM ve Avrupa Konseyi tarafından ayrı ayrı hazırlanan ‘İşkence, Kötü ve Aşağılayıcı Davranışlarla Mücadele Sözleşmesi’ni imzaladı. Ana dilde serbestçe konuşabilme hürriyetini sağladı. İlk defa Türkiye’de vakıf üniversitesi (Bilkent) onun döneminde açıldı. Devlet Planlama Teşkilatı’ndan cumhurbaşkanlığına kadar devletin zirve makamlarında bulundu. Yıllarca ekonominin tek patronuydu. Zenginleşmedi. Başbakanlığı döneminde yolsuzluk yapan bir bakanını, suçüstü yaptırdı ve Yüce Divan’a sevk ederek yargılanmasını sağladı. Liyakata önem verdi! Dil biliyor, dünyayı iyi okuyor, liderler içinde büyük itibarı bulunuyordu.
İş adamlarını dünyaya açtı! AKP’nin çöktüğü Adadolu sermayesi onun teşviki ile kuruldu, büyüdü.

8. Cumhurbaşkanı, demokrat ve özgürlükçü kimliğinin yanı sıra inançlara saygılı kişiliği ile de hafızalardan silinmedi. ‘Halkın cumhurbaşkanı’ unvanını kazanan Özal, âlimlere her zaman itibar ediyordu. Hiç bir zaman nefret dili kullanmadı. Dindardı. Dini siyasete hiç alet etmedi! Mazlumların yardımına koşmaktan çekinmedi.

Özal, 90’lı yılların başından itibaren Türk cumhuriyetlerinde açılan Türk okullarını heyecanla izliyor ve “Önümüze Allah bir kapı açmıştır. Bu büyük kapıdan giremezsek böyle fırsatlar 300-400 senede bir gelir.” diyordu. Houston’da kalp ameliyatı sonrası kendisini ziyaret eden Fethullah Gülen’e, ‘bürokrasiye okulların önemini anlatamadığından’ yakınmıştı. Son anına kadar Gülen’in teşviki ile açılan Türk okulları için yabancı devlet başkanlarına mektuplar yazdı, referans oldu, ‘bunların teminatı benim’ dedi.

17 Nisan 1993’te zehirlenerek öldüğü neredeyse kesinleşen Özal’ın Ankara ve İstanbul’daki cenaze törenlerine milyonlar katıldı. Ellerde taşınan, “sivil, demokrat ve dindar Cumhurbaşkanı” pankartları onun inşaa etmeye çalıştığı Türkiye’nin kodlarıydı… Ne yazık ki, şimdi onun açtığı yoldan tam tersi istikamete hızla gidiyoruz…O yol demokrasiye çıkmıyor!
aliemirpakkan@gmail.com
Twitter@AliEmirPakkan

Reklamlar

Yazar: serbestgazeteci

Merhaba, Mesleğe muhabir olarak başladım. Çalıştığım gazete ve dergide idari görevlerim olsa da muhabirlikten kopmadım. Şimdi hiç bir yere bağlı değilim. Siyaset ve yakın tarih ilgi alanım. Dilerim bu satırlarla, tarihe tanıklık görevimi yerine getirmiş olurum…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s