Holocaust yolculuğunun sonu!

Ali Emir Pakkan

Türkiye dikta rejimine geçerken bir hatırlatma; Kütüphaneler, diktatörlerin hazin hikayeleri ile dolu…
Geçen gün uğradığım kütüphanede ‘tarih’ bölümünde uzun süre kaldım. Bazı liderler hakkındaki kitapları inceledim. Stalin, Mao, Pol Pot, Lenin ve Mussolini gibilerin biyografileri günah galerisi gibiydi. Hitler, hakkında en çok kitap olan diktatördü. Zülümde onu şimdilik geçen yok görünüyordu.

Martin Gilbert’in “holocaust journey’ ( soykırm yolculuğu) kitabını okumak için aldım. Yazar, Hitler Almanyasında Yahudilere nasıl soykırım uygulandığını anlatıyor. Londra, Berlin, Prag, Varşova gibi şehirleri, bir grupla dolaşmış. Tanıklarla görüşmüş, hatıratları incelemiş; anıtları, mezarlıkları, Yahudi evlerini, işyerlerini, okulları ve sinagogları gezmiş. Gestapo merkezlerini, gettoları, ölüm kamplarını, işkencehaneleri ve insanların yakıldığı fırınları görüp, notlar almış. Bu merkezlerde insanlık suçları işleleyenlerin yargılandığı mahkeme kayıtlarını okumuş. Anlıyorsunuz ki; 50 yıl geçse de zulüm bütün çıplaklığı ile anlatılabiliyor. Şehirler, insanlar, binalar sanki dile gelip konuşuyor! Hiç bir suçun üzeri örtülemiyor!

Yazarın, “Geçmişi araştırma seyahatın”nda ilk duraklarından biri Cologne…Ren nehri kenarında tarihi bir şehir. Almanya’da 1012’de ilk sinagog buraya inşaa ediliyor. 1942’de bombalanıyor. 11 bin Yahudi göçe zorlanıyor, gettolara sürülüyor, bazıları Auschwitz kampında öldürülüyor.

Hitler’in intiharı ve savaşın bitmesinden sonra hayatta kalanlardan 6 bin Yahudi şehre geri dönüyor. İlk sinagog, yeniden inşaa edilip ibadete açılıyor! Alman hükümeti, anlaşma gereği kurtulanların uğradıkları bütün zararları tazmin ediyor. Yaralar sarılıyor. Cologna’daki ana caddelerden biri bugün Yahudi Caddesi olarak isimlendirilmiş.
Kitapta daha pek çok hikaye var.

Neden bunları anlattım?
21. Yüzyılda ülkemizde yeni bir soykırım yaşanıyor. İnsan hakları ihlalleri korkunç boyutlarda. Kadın, ihtiyar, hasta, sakat ve çocuk tanımıyorlar. Yeni doğum yapmış lohusalar alınıyor hapishanelere! İşkencede ölüme ” intihar” diyorlar! Hitler ile yarışıyorlar zulümde! Kalpleri nasır tutmuş, zafer sarhoşu gibiler! Sarayları ve sahte cennetlerinde mazlumların inlemelerini ney gibi dinliyorlar! Alemin de zulümleri görmediğini yarın da görmeyeceğini sanıyorlar!

Ama tarihteki diktatörlük rejimlerinin sonuna bakarsak; Türkiye’deki zulüm dönemi de bitecek! Bir gün kütüphane raflarını, ‘AKP -Erdoğan soykırımı’ konulu kitaplar dolduracak! Annesini yavrusundan ayıran savcılar, emir kulu hakimler, emniyeti işkence merkezine çeviren polis müdürleri, diktaya giden yolun taşlarını döşeyen vekiller, psikolojik savaşın emrindeki asker-sivil bürokratlar, kiralık kalemler bir bir anlatılacak! Kurmaca mahkemelerin sözde mahkumiyet kararları utanç vesikaları olacak!

Yine diğer ülkelerde yaşandığı gibi; gasp edilen gazete binaları, kapatılan eğitim yuvaları ve yağmalanan şirketler sahiplerine iade edilecek, hak ve hukukları çiğnenenlere zararları ödenecek; bazı kurumlar yeniden açılacak, bazıları müze olacak! Oraları ziyaret için seyahatler düzenlenecek! Silivri toplama kampı dile gelip konuşacak!

Tarihi tekerrürler, zulmün izlerinin silinemeyeceğini, zalimlerin hesap vermekten kurtulamayacağını gösteriyor!

Reklamlar